Kahramanmaraş’ta Milliyetçi Hareket Partisi sükûnete mi kavuştu?
Tabanla teşkilat arasında güven bağı mı kuruldu?
İşte o anda tanıdık senaryo devreye giriyor:
Bir el, bir yerlerden düğmeye basıyor.
Ve siyasi huzurun üzerine kin ve kriz serpiliyor.
Hüseyin Vahit Demiröz’ün “görevden affını istemesi” tam da böyle bir atmosferde ortaya çıkıyor.
Ama sormadan edemiyoruz:
Bu gerçekten bir “affını isteme” mi, yoksa birilerinin istemesi mi?
BU ŞEHİRİN GÜZELLİĞİNE GÖZ MÜ DİKTİNİZ?
Yüz yılın felaketi 6 Şubat depremlerinde şehir yerle bir olmuşken,
bu şehrin dağılmaması, çökmemesi, umutsuzluğa gömülmemesi için
bazı isimler gecesini gündüzüne katıyordu.
Bunlardan biri de Hüseyin Vahit Demiröz’dü.
Teşkilat binasından çok enkaz alanlarındaydı.
Sosyal medyada değil, sahadaydı.
Konuşmak yerine çalışmayı tercih etti.
Ama ne garip:
O gün çalışmakla övülenler,
bugün sessizce uzaklaştırılıyor.
Yani mesele Kahramanmaraş’ın toparlanması değilmiş aslında…
Mesele “kimin eliyle toparlandığı” imiş.
GÖZLERİNİZİ KAPATMAYIN, OYUN BÜYÜK!
Gelin dürüst olalım:
Bu istifa, yalnızca bir yönetim kararı değil,
Kahramanmaraş’taki milliyetçi damarın köreltilme teşebbüsüdür.
Sanki bir el yıllardır bu şehirde
MHP’nin birliği, beraberliği, tabanla buluşması için ne yapılmışsa
tek tek söküp atmak istiyor.
Ve her başarı, bir bedel ödettiriyor.
NE ZAMAN BAŞARI GÖRÜLSE, CEZASI HAZIR
Hüseyin Vahit Demiröz’ün suçu ne?
Depremde halkla birlikte olması mı?
Teşkilat içinde güven sağlaması mı?
Yoksa siyasi dengeleri bazı çevrelerin planlarını bozacak ölçüde toparlaması mı?
Çünkü ne zaman bu şehirde MHP ön plana çıksa,
birileri rahatsız oluyor.
Ve bu rahatsızlık hep aynı biçimde sonuçlanıyor:
Başarı cezalandırılıyor!
BU VEBAL KİMİN BOYNUNA?
Şimdi kalkıp “kendi isteğiyle ayrıldı” demek,
bu toplumun aklıyla alay etmektir.
Halk her şeyi gördü.
Hüseyin Vahit Demiröz’ün nereye koştuğunu,
hangi karanlığa ışık tuttuğunu izledi.
Ve şimdi sormaktadır:
“Peki bu affı isteyen değil, affa zorlayan kim?”
SAYIN DEVLET BAHÇELİ, KAHRAMANMARAŞ SİZDEN MÜDAHALE BEKLİYOR!
MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli’ye açık çağrımızdır:
Bu sadece bir görev değişimi değil,
Maraş’taki milliyetçi ruhun yaralanmasıdır.
Bu istifayla Kahramanmaraş’ın depremlerle değil,
iç operasyonlarla sarsıldığı gerçeği ortaya çıkmıştır.
Sayın Bahçeli, bu süreci ince eleyip sık dokumalı,
şehri ve tabanı dinlemelidir.
Aksi hâlde Kahramanmaraş’ın milliyetçi belleğinde derin bir kırılma oluşacaktır.
AFFI KİM İSTEDİ, NE İÇİN İSTEDİ?
Bu noktada halkın merak ettiği tek soru şu:
“Hüseyin Vahit Demiröz ne yaptı da affını istedi?”
Daha doğrusu:
“Kimler, ne yaptı da Hüseyin Vahit Demiröz istifaya zorlandı?”
Siyaset dürüstlük ister.
Sadakat ister.
Ama en çok da emek verenin sahiplenilmesini ister.
Bu emek yok sayılırsa,
bu şehir zamanı geldiğinde
sandıktan bir cevap verir.
BİR GÖREV DEĞİL, BİR VİCDAN İSTİFASI BU!
Bu istifa, bir görevi bırakmak değil;
bir duruşun yalnızlaştırılmasıdır.
Bir hakkın kenara itilmesidir.
Ve bir halkın, olan bitene “seyirci kalmaması” gerektiğinin çağrısıdır.
İşte bu yüzden Maraş halkı soruyor:
“Bu istifa bir veda mı, yoksa bir uyarı mı?”
SON SÖZ: VEFASIZLIĞIN GÖLGESİNDE VİCDANIN SESİ YÜKSEK ÇIKAR
Bu şehrin hafızası sandığınızdan daha güçlüdür.
Günü kurtaranlar değil,
zor günlerde yanında duranlar unutulmaz.
Ve unutmayın:
Gerçek liderlik, görevdeyken değil, görevi bırakınca da iz bırakabilmektir.
Hüseyin Vahit Demiröz, bu izi bırakmıştır.
Şimdi geriye kalan tek şey,
bu izi silmeye çalışanların kimler olduğunun not edilmesidir.