Şah düştüğünde oyun biter!

Siyaset ve basın birbirinden ayrılamaz. Ayrılmaz ikilidir bu iki unsur. Buna yerel yönetimleri de katabilirsiniz. Zira yerel yönetimlerle basın ilişkileri satranç gibidir. Bir hamle sonrasını değil, 15-20 hamle sonrasını oynayabilecek zekâ ve deneyim gerekir.

Şah düştüğünde oyun biter!

Şah düştüğünde oyun biter!

Siyaset ve basın birbirinden ayrılamaz. Ayrılmaz ikilidir bu iki unsur. Buna yerel yönetimleri de katabilirsiniz. Zira yerel yönetimlerle basın ilişkileri satranç gibidir. Bir hamle sonrasını değil, 15-20 hamle sonrasını oynayabilecek zekâ ve deneyim gerekir.

14 Mart 2020 Cumartesi 13:05
banner459

Peki, hadi gelin bir soru sorayım size? Büyükşehir Belediyesi kamuoyunun beklentilerine cevap ve karşılık verecek oranda, doğrultuda yönetiliyor mu?

Çıkın çarşıya, pazara, alacağınız cevabın ne olduğunu, olabileceğini siz de biliyor, tahmin ediyorsunuzdur kuşkusuz! Ama sormaya korkuyorsunuz. Ya da insanlar size karşılık verirken, ‘ne olur ne olmaz’ korkusu ve kaygısı içinde yüzünüze gülüyor kerhen de olsa, siz gülümsemeseniz de…

*

Bakın, günlerdir, haftalardır, aylardır yazıyoruz, eleştiriyoruz. Fatih Erkoç o kadar hizmete rağmen eleştirilmedi. Basına cephe almadı, basın ile arasına duvar örmedi, basının gücüne her zaman inandı, imkanları dahiline kolladı, kollamaya çalıştı. Eksiklikleri olmadı mı, tabi ki olmuştur. O da bunların bedelini fazlasıyla ödedi zaten.

Ama kimse acımasızca, gaddarca eleştiri oklarını çevirmedi. Metropol ilçelerimizi yöneten başkanlardan ne Necati Okay, ne Hanefi Mahçiçek başkan… Arada çıkan cılız seslere de kimse itibar etmedi zaten.

Çünkü onlar satranç oynamayı biliyorlar.

Çünkü onlar nerede ve ne zaman hamle yapacaklarının farkındalar.

Çünkü onlar oyuna başlamadan derslerine çalışıp geldiler, hazırlıksız girmediler. Hani bir futbolcu yedekte beklerken, birden çıkan arkadaşının yerine girmez, giremez. Girerse bir yerlerine kramp girer, sakatlanır. Önce ısınacak, birkaç hareket yapacak ki, hazır çıksın sahaya.

Satranç bilmeyenler, oyuna hazırlıksız ve ısınmadan girenler, bir yerlerine kramp girince oyundan düştüler, sonra da sakatlanıp takımı 10 kişi bıraktılar. 10 kişi kalan takım muhtemelen yenilmeye hazırdır, müstehaktır!

*

Büyükşehir ve metropol ilçeler, yani belediyeler basın ile huzur ve uyum içinde çalıştılar. Büyükşehir belediyesinde Cengiz Berberoğlu arkadaşımız vardı, bizi yakından tanıyor, seviyeli ve sağlam ilişkiler kuruyor, kimse de kalkıp kimseyi şikâyet etmiyordu. Herkes halinden memnundu.

Ne zamanki basının başına soyadı Yıldız olan birisi geldi, seni-beni ve bu şehri tanımaz adam yüzünden ne haber kalitesi kaldı, ne basın ile seviyeli, güvenilir ve sağlam ilişkiler… Herkes birbirinden uzaklaştı, arkadaşlarımız belediye kapısının önünden geçmeye korktular desem haksızlık olur, niyet ve tenezzül bile etmedi.

Değmez buldu.

Nafile saydı.

*

Şimdi satrancın başına, bozulan yerel yönetimler ve basın ilişkilerini düzeltmek, koordine etmek, kaybolan güveni yerine koymak adına tanıdığımız isim Necati Kahveci kardeşimiz getirildi.

Çünkü gazetecilerin Büyükşehire verdiği kredi bitmişti.

Krediniz bitince, kamuoyunda itibarınız da kalmıyordu. Hele bu kredinin üzerine yüksek faiz de bindiyse, bunun ceremesini vatandaş çekiyordu, çekti de…

İnanıyorum, umuyorum, Necati Kahveci (inşallah yetki ve sorumluluk da verilir) kardeşimiz taşları yerine oturtacak.

Basın ile olan ilişkileri düzeltecek. Çünkü sevilen-sayılan ve inanılar bir insan O… Belediye ile basın arasında köprü oluşturacak, barış çubukları onun sayesinde tütecek, bozulan ilişkiler düzelecek.

Bu memleketin öz evladı olan Necati kardeşimiz aslında ateşten bir gömlek giydi. Her ne kadar basının başına getirildiyse de, tepesinde bu şehirden olmayan birileri Demokles’in Kılıcı gibi duracak. Dursun, önemli değil.

Gün gelecek, onlar da gidecek bu şehirden. Bakın, birçok daire başkanı, genel müdür geldi bu şehre, kurumlara, isimlerini bile unuttuk.

Bazıları da bu unutulanlar listesine girecekler, az kaldı. Belki bugün, beki yarın, belki de yarından yakın!

*

Son not, biz her zaman şah’ların gücüne inandık, iman getirdik, piyonların değil. Çünkü günümüzde oyunlar bitmeden vezir’lerin ve şah’ların düştüklerine tanık oluyoruz. Yani?

Piyon’lar gitse bile… Bir süre sonra atlar ve fil’ler kendi kale’lerini korumak için kendi şah ve vezirlerini yiyorlar.

Çok yakında yaşanacaklar karşısında ne kadar haklı olduğumu anlayacaksınız!

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner374

banner366

banner360

banner326